Af talebinin perde arkası: Albayrak’ın ekibi Ağbal’dan ‘O kişi’ diye bahsediyor

0
39
Af talebinin perde arkası: Albayrak’ın ekibi Ağbal’dan ‘O kişi’ diye bahsediyor
Af talebinin perde arkası: Albayrak’ın ekibi Ağbal’dan ‘O kişi’ diye bahsediyor

Eski Define ve Maliye Bakanı Patent Albayrak aylardır ortalarda görünmüyor. Muhalefet “Berat Albayrak nerede?” sorusunu sürekli olarak sorsa da Albayrak esrarengiz sessizliğini koruyor. öte yandan Erdoğan’ın ailesinin bir parçası olan ve AKP içindeki zorlama odakları içinde sağlam bir yeri olan Albayrak’ın sessizliğinin ne zamana dek süreceği de merak konusu.

Bütün bunlar yaşanırken, gazeteci Can Coşkun, istifa sürecinin öncesini ve sonrasını değerlendiren bir kitaba imza attı. “Af Talebi” adını verdiği kitapta Coşkun, Albayrak’ın AKP içindeki konumunu, parti içinde gerek Albayrak ile lüzum birbiriyle çatışan güç odaklarını tekrar partili haber kaynaklarına dayanarak işliyor.

Can Coşkun, AKP içi baskı odaklarını BirGün’den Ozan Gündoğan’a anlattı:

Kitabı hazırlarken temel aldığınız referans, gazete arşivleri ve AKP’li yetkili isimler. Bu AKP’li isimlerin değerlendirmelerinden AKP içinde birbiriyle çatışan güç odaklarının savaşını gözlüyoruz. Bu ne zamandan itibaren başlıyor ve savaşın boyutu nedir?

Futbol terimleriyle düşünürsek, Erdoğan’ın defalarca ilk 11’e koyduğu bir takım oyuncuları vardı. Mesela Binali Yıldırım vardı, Ali Babacan vardı, Ahmet Davutoğlu vardı. Bu isimlerin tümü ayrıca bürokraside hem de bakanlıkların çeşitli birimlerinde üstteki düzey kadroları olan isimlerdi. Bu isimler de Erdoğan’ın karşısına pazarlık için zinde bir şekilde oturabiliyordu. 2018’e kadar bu pazarlıkların sürdüğünü ben de kitabı yazarken kaynaklarımdan öğrendim. Erdoğan’ı tartışmasız tek zorlama olarak ele alacağımız tarih yeni sistemle yani 2018’le ortaya çıkıyor. Mesela Ahmet Davutoğlu 2015’te kabine pazarlığına girişebiliyor, Patent Albayrak’ın enerji bakanlığına getirilişine karşısında çıkabiliyor. Beraberinde Lütfü Elvan’ı getirmek istiyor ancak onu da istemeyen güçler oluyor. Bu güçler bir biçimiyle Erdoğan’la masaya oturabiliyor. Ama 2018’den daha sonra tüm zor Erdoğan’da toplanıyor. Bunda natürel partinin bölünmesi de etkin oldu. Çünkü partide kalan isimler ve bürokrasideki kadrolar bundan böyle büsbütün Erdoğan’a biat edenlerden oluşuyor. Bu da AKP içinden bilgi almayı zorlaştıran en manâlı neden. Parti bu haliyle gazeteciler için bir kapalı kutu gibi. Bunu hâlâ AKP’de bulunan isimler de kabul ediyor.

Lakin bu kadar zinde bir Erdoğan, damadını da yollamak zorunda kaldı…

Parti içinde pek, tek zor Erdoğan. Ama Türkiye’de bir seçmen dengesi diğer taraftan iş dünyası dengesi var. Erdoğan’ın çoğu kez anket yaptırdığı daima söylenir fakat ben bu dek çok anket yaptırdığını tahmin etmiyordum. Mesela bakanlık koridorlarında bile insanların birbirine fısıldadıklarını peşine düşüp takip etmeye çalışan bir Erdoğan var. Natürel şu da var, Erdoğan partinin ya da bürokrasinin içindeki zor odaklarını veya klikleri birbirine çarpıştırarak yönetmeyi de seven biri. Örneğin, Merkez Bankası Başkanı olarak atadığı Naci Ağbal, Banka’ya atanmadan önce Taktik ve Bütçe Başkanı. Yani Saray’da zaten Erdoğan’ın alıştırma arkadaşlarından biri. Erdoğan Naci Ağbal’dan öğrendiklerini kabine toplantısında Albayrak’a sorabiliyor.

Baskı dengeleri nasıl bir denklem oluşturdu da biz 7 Kasım’da Albayrak’ın istifasını öğrendik?

Bundan 3 ay önce Erdoğan’ın Albayrak’a iade-i asalet yaptığı konuşmasını ele alalım. Vurguları Albayrak’ın Enerji Bakanlığı dönemine ilişkindi. Halbuki Albayrak ekonomi yönetiminde eleştiriliyordu. Muhalefetin eleştirileri de Enerji Bakanlığı döneminde yoğunlaşmıyordu. Albayrak ise istifasından önce Damat olduğu için yıpratıldığı yönünde bir kanaate sahip. Sonuçta Albayrak’ın baktığı yerde ekonomi yönetiminde sadece kendisi yetkili yok. Aldığı kararlar Erdoğan’ın da altına imza attığı kararlar. Ama buna karşın eleştiri oklarının derhal hepsinin Albayrak’a yönelmesinden kendisi de rahatsız oluyor. Çünkü Albayrak, siyasi kariyerini Hazine ve Maliye Bakanlığı ile adamak isteyen biri yok. Bir gün AKP genel başkanlığı koltuğu boşaldığında en dinç alternatif olarak konumlanan bir figür Albayrak. Para yönetimini ailenin içinde yetişmek isteyen Erdoğan’ın, ileride parti başkanlık görevini bırakacağı kişiyi de ailesinden seçecektir diye düşünülüyor. Bu da kimse için sürpriz olmaz diye düşünüyorum.

Albayrak’ın gücü de Erdoğan’la kurduğu akrabalık ilişkisinden gelmiyor mu? Cümbür Cemaat ikinci adam olarak Albayrak’ı görmüyor muydu parti içinde?

Parti içinde cümbür cemaat böyle görmüyor. Partinin devlete ait kurumsal görüşü “Berat Albayrak damat olması nedeniyle fazla eleştirildi, ekonomik koşullar çok zorluyken geminin dümenini bozmadan tutmaya çalışan bir isim” şeklinde. Lakin herkes odasına çekildiğinde -konuştuğum kaynaklar da bunu doğruluyor- Berat Albayrak’ın yeniden ekonomi yönetimine getirilmesinin parti için bir felaket olacağını konuşuyor. Bu görüşü dillendirenlerin başında da Naci Ağbal ekibi geliyor.

Ne kadar zinde bu Naci Ağbal ekibi? Sonuçta bürokrat bu adam.

Açık Konuşmak Gerekirse Patent Albayrak’ın kabineye geri dönmesini engelleyebilecek ya da Erdoğan’ın kararlarını etkileyebilecek ölçüde zinde bir takım olduğunu düşünmüyorum. Ama en azından “128 milyar dolar nerede” sorusuyla açığa çıkan rezervleri satma politikasına Naci Ağbal ve ekibinin karşısında çıktığı söyleniyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan ise bir taraftan öğrendiğini öteki tarafa diğer taraftan insan içinde sormayı seviyor. Naci Ağbal kadroları da en azından buna etki ettiğini biliyor. Erdoğan’a en azından soru sordurabilecek kadar etkililer ve bunu da biliyorlar. Ama Albayrak’ın dönüşünü engelleyemezler. Şunu da eklemek gerekir. Erdoğan’ın anketlere karşın kabineye getirdiği tek ad Patent Albayrak. Bu yalnızca kamuoyu anketleri değil, meslek dünyasından gelen anketlere karşın yapılıyor.

Erdoğan hem iş dünyasının keza kamuoyunun istemediği biri olan damadını ekonominin başına getiriyor. Bunca riski niçin alıyor Albayrak için?

Erdoğan finansal yönetimin ailede kalmasına ağırlık veriyor. veya Binali Şimşek gibi aileden görülen isimlerin kontrolünde olmasını istiyor. Fakat şu şerhi de düşmek lüzumlu. Bana konuşan kaynakların söylediklerine kadar Patent Albayrak uzun senelerdir bu koltuklar için hazırlanan bir isim. Erdoğan da damadı Albayrak’a hep bu yönde telkinlerde bulunuyor. Örneğin Albayrak’ın ABD’den dönüş kararı kendisinin yok, Erdoğan’ın kararı. Albayrak’ı Türkiye’ye çağırıyor ve hazırlanmasını istiyor. Sonra Türkiye’ye geliyor ve meslek dünyasına yerleştiriliyor. Burada yine Erdoğan’ın telkinleri üzerine basına demeçler vermeye başlıyor ve görünür oluyor. Ayrıca benzer şekilde Sabah Gazetesi’nde köşe yazarlığına başlıyor daha sonra.

Böyle büyük beklentiler yaratan Albayrak bir biçimiyle gitti. Bu bir sürecin sonu mu, yoksa bir ara dönem mi?

Albayrak hakkında zaten yaz aylarında açmak üzere yoğun istifa çağrıları oluyor. Hatta o dönemde bakanlar sosyal medyadan yaptıkları açıklamalarıyla Albayrak’a sahip çıkıyor. Albayrak da şunu düşünüyor; genç biri, henüz siyasi kariyerinin başında, bu değin yıpranmak kariyeri açısından son derece negatif sonuç doğuruyor. Kaldı oysa ekonomi yönetiminden sorumlu olsa da kendisinin politikaları bir hükümet programının parçası. Yani tek sorumlu kendisi olamaz. Dahası ekonomi yönetiminin diğer bürokratlarıyla da çatışmalı bir ilişki söz konusu. Örneğin Albayrak’ın faiz konusunda yaptığı bir izah etme o sırada Strateji ve Bütçe Başkanı olan Naci Ağbal tarafından veya Nurettin Canikli tarafından yapılan bir sosyal ağ paylaşımıyla boşa düşürülebiliyor. Albayrak’ın dediğinin tam tersini tekrar ekonomi yönetiminde olan bir başka isim söyleyebiliyor.

Bu süreçte bir hiddet birikimi söz konusu sanırım… İstifanın gerekçesi olan olay nedir?

İstifa olayı bütçe sürecinde patlak veriyor. Bütçeleme sürecinde Define ve Maliye Bakanlığı ile Cumhurbaşkanlığı’na ast Taktik ve Bütçe Başkanlığı mutlaka ortak amaçlamak zorundalar. Taktik ve Bütçe Başkanı’nın da Naci Ağbal olduğunu hatırlatalım. Ekonomi yönetimi tepecik taklak sırası gelmişken ilk arıza orada başlıyor. Bütçe hazırlanırken Albayrak’ın “Bunlar daha kayda değer” dediği şeylerin bütçe metninde yer bulmadığı, daha çok Naci Ağbal ekibinin yük verdiği konuların bütçede yer aldığı görülüyor. Naci Ağbal ise her kabine öncesinde ve sonrasında Cumhurbaşkanına Patent Albayrak’ın yaptıklarını eleştiren sunumlar yapıyor. Ortaya meydana çıkan tabloyu ve kendi çözümlerini de anlatıyor. Kabine toplantısında ise Erdoğan, Naci Ağbal’dan öğrendiklerini isim vermeden Albayrak’a yöneltiyor. Natürel isim verilmese de cümbür cemaat bu soruları Erdoğan’ın aklına düşürenin Naci Ağbal ve ekibi olduğunu biliyor. böylece Albayrak kadroları Naci Ağbal’dan hiç hoşlanmaz. o kadar ama, Patent Albayrak kadrolarıyla konuşurken Naci Ağbal’dan bahsederken “O kişi” diye bahsettiklerini gözlemliyoruz.

Bu haliyle Naci Ağbal’ın Merkez Bankası’nın başkanı olması böyle bir sürecin ürünü. Peki Ağbal’ın görevden alınmasında Patent Albayrak’ın müdahalesi var mı?

Mutlaka var. Ama şunu da eklemek gerekir. Bütün bu koltuklar dağıtılırken Erdoğan şunu da hesap etmek zorunda kalıyor. Deva ve Gelecek Partileri… Koltuklarından tatmin olmayan isimlerin bu partiler sebebiyle gidebilecekleri başka partiler var bundan böyle. böylece koltukları aralıksız değişiyor. Mesela Lütfü Elvan’ın Gelecek Partisi’ne geçebileceği uzun zaman konuşulmuştu. Hatta Davutoğlu’nun başbakanlığı sürecinde de Lütfü Elvan’la yakın çalışmak istediği, Erdoğan’ın buna sıcak bakmadığı, ikili aralarında Lütfü Elvan için pazarlık döndüğü de iddialar arasında. Bugün bakıyorsunuz, Davutoğlu, Erdoğan’ın rakibi konumundayken, Elvan Erdoğan’ın maliye bakanı… Aynı şekilde AKP’nin MKYK’sinde koltuk sayısının yükseltilmesinin de Gelecek ve Derman’ya gidişlerin önünü tıkamakla ilgisi var. Böylece daha pozitif kişiye bir koltuk tahsis etmek mümkün oldu. Bütün da bu yüzden Naci Ağbal bir zaman değerlendirildi. Bu haliyle sistemi bilen Ağbal, yeniden değerlendirileceğini de biliyor. Nitekim Merkez Bankası’ndan bu vesileyle şükranlarını sunması da bu yüzden.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here