AK Partili Zeynep Gül Yılmaz’a tepki: Sen benim kim olduğumu biliyor musun’culardan çektiklerimiz!

0
5
AK Partili Zeynep Gül Yılmaz'a tepki: Sen benim kim olduğumu biliyor musun'culardan çektiklerimiz!
AK Partili Zeynep Gül Yılmaz'a tepki: Sen benim kim olduğumu biliyor musun'culardan çektiklerimiz!

Ülke TV Genel Yayınlama Yönetmeni Hasan Öztürk, Yenişafak Gazetesi’ndeki köşesinde “Bayağı insanların, banal sorunları veya “sen benim kim olduğumu biliyor musun”culardan çektiklerimiz” başlıklı yazısıyla konuya uyarı çekerken, Yenişafak Gazetesi yazarı Ali Saydam da “Algı, olgunun önüne geçer” başlıklı bir yazı ile AK Parti Mersin Milletvekili Zeynep Gül’e karşı çıktı.

İşte Hasan Öztürk’ün köşesinden satırbaşları:

“Afganistan’da Taliban hükümet kurabilecek mi? ya da İngiliz bakanın, “Afganlarla ilgili” bir gazeteye yazdığı makalede “Türkiye” ifadesi geçmediği halde uydurulan yalanla gündem oluşturulması ne anlama geliyor” diye başlayan bir dizi soru ile “büyük mevzuları” sizinle tartışabilirdim.

Fakat bugün basmakalıp vatandaşları ilgilendiren, banal bir mevzuyu tartışmak istiyorum. Konumuz, çakarlar, çakma çakarlar, geçiş üstünlüğü olan araç kullanıcılarının fütursuzluğu.

POLİS OTOSUNU GÖRÜNCE ÇAKARINI KAPATAN MAKAM OTOSU..!

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kanal 7, Ülke TV, TV Net ve 24 TV iki taraflı yayını için geçtiğimiz hafta Ankara’daydım. Ankara’dan İstanbul’a, Eskişehir üzerinden döndüm. Ve Eskişehir’de trafikte karşılaştığım bir hususu dikkatinize sunmak isterim.

Bilenler bilir, şehirlerarası devlet yolu veya çevre yolu ne derseniz deyin, Eskişehir’in tam orta yerinden geçiyor. Trafiğin sağlıklı akışı için de değişmez radarlarla denetleniyor. Eskişehirliler o sabit radarların yerini bildiği için fazla daha seri bir şekilde trafikte ilerliyor. Akşam saatlerinde işte o çevre yolunda yoğun trafikte ilerlerken, arkadan bir siyah Alman otomobili çakma çakarlarını çaka çaka yaklaştı. Yol vermedim. Arkamdan selektör yapmaya başladı. Trafik keşmekeşliği devam ederken sağ şeride geçmeye çalıştım. Tam o anda ileride farları bize çevrilmiş polis aracını (radar) ayrım ettim. Radarı ayrım eden yalnızca ben değildim. Arkamdaki çakma çakarlı siyah Alman otomobilinin sürücüsü de fark etti. Hemencecik çakma çakarlarını kapattı, o asıl kadar trafiğin akışına tutarsız hareket eden araç nizami seyire geçti.

Anlayacağınız, çakarı çakmaydı ve polisin kendisini durdurup işlem yapacağından üzüntü duydu.

***

Bu olayı trafikte fazla sık yaşıyoruz. Nereden geldiği belli olmayan bir otomobil bir anda hangi şeritte olursanız olun arkanıza yapışıyor. Çakarlarını açıyor ve yol emniyetini hiçe sayarak ilerliyor. Ara Sıra kazaya davetiye çıkartılıyor. Ara Sıra deneyimsiz şoförler bu yüzden kaza yapıyor.

ÇAKAR GÖSTERMEK YASAKLANMAMIŞ MIYDI?

Biliyorsunuz, uzun vakit önce bizim de ısrarlı takibimiz sonucunda “çakar” meselesine İçişleri Bakanlığı bir düzenleme getirdi. Çakma çakar, yani “hakkı olmadığı halde kaçak olarak çakar göstermek” zaten yasaktı buna ilaveten “geçiş üstünlüğü olan araçlar” için de bir düzenleme getirildi. Çakar göstermek az kalsın (sözüm ona) imkansız ülkü geldi!

Ne yazık ama ne sahte çakarcılar ne de geçiş üstünlüğü olanlar çakar kullanmaktan vaz geçti.

Ve bu kullanım bizim gibi banal vatandaşları epeyce zor durumda bırakıyor. Trafikte güvenli olmayan anlar yaşamamıza neden oluyor.

TAMAMLANMIŞ SEVGİLİ VEKİLİM, SİZ VEKİLSİNİZ CILALI ANLADIK DA BU ÜSLUP NEYİN NESİDİR?

Sözün burasında konuyu AK Parti Mersin Milletvekili Zeynep Gül Yılmaz’a getirmek istiyorum. Meseleyi, CHP Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır gibi tartışmayacağım kuşkusuz. Zira Başarır, ne olup olmadığını bilmeden insanlara kötüleme atmayı adet haline getirmiş ağzı gevşek bir insan. (Örnek: Tank Paleti Fabrikası’yla ilgili konuşayım derken, ‘Katar’a satılan Türk ordusu’ ifadesini kullanmasıdır… Yeniden Ayasofya-ı Kebir Camii’nin ibadete açılmasını eleştiremediği için hazım sorunu çektiği günlerde bizim camideki haberimiz olmadan kaydedilen görüntülerimizi diline dolamaya çalışmasıdır.)

O yüzden, Zeynep Gül Yılmaz ve “geçiş üstünlüğü olan vasıta sahipleri” meselesini bayağı bir vatandaş olarak ölçmek istiyorum.

Konuyu biliyorsunuz, Yılmaz’ın aracı polisler kadar durduruluyor ve “ihbar olduğu için durdurduklarını” söylüyorlar. Buraya kadar her şey adi. Fakat bundan sonrası keza milletvekili için keza de polisler için fiilen olağandışı, garabet ve biraz da yüz kızartıcı doğrusu.

Zeynep Gül Yılmaz, kendisinin milletvekili olduğunu söylüyor. Polis memuru aracın kayıtlarda milletvekiline ait görünmediğini belirtince işler azıcık karışıyor. Milletvekilimiz, polis memuruna “Adını söyle” diye başlayıp, “Yüzüme çemkiriyorsun. Ş…” diye devam ediyor.

Bir milletvekili ayrıca de bir kadın milletvekili bu kadar seviyeyi düşürebilir mi? Düşürüyor işte.

Mersin Valiliği izah etme yaptı. Konunun muhatabı polis memurlarının aracın milletvekiline ait olduğunun ortaya çıkmasına rağmen yarım saat bekletilmesi sebebiyle mevzuata tutarsız davrandıklarını belirtip, işlem yapıldığı bilgisini paylaştı.

Cilali da Sayın vekile kim operasyon yapacak?

O polis memurları, mahsus ve kasıtlı olarak böyle bir cürüm işlemiş olabilir. Gereği de yapılır. Ne fakat Sayın Yılmaz’dan insan olarak hele hele bir vekil olarak vakarınca meseleye tepki koyması beklenmez mi?

Sanırım, Ak Parti Milletvekili Zeynep Gül Yılmaz, bir zaman önce aracını durduran ve kendisini tanıyamayan polise “Meclis Milletvekili Albümü’nü alıp bakacaksın. Bakanın aracını durdurabiliyor musun” diye çemkiren CHP İstanbul Milletvekili Turan Aydoğan’a özenmiş.

Yapmayın etmeyin. Yarın bir gün o görüntüleri izleyen ve sizin yolda kontrolsüz araç kullanan şoförleriniz yüzünden trafikte şiddet anlar yaşayan vatandaşın kapısını çalıp oy isteyeceksiniz.

Bakalım o zaman ne yapacaksınız?

Ali Şeffaf’ın köşesinden satırbaşları:

Başlıktaki ‘kilit mesaj’ın yanına başkalarını da ekleyelim: “Der ton macht die musik”, yani “Müziği, tonu belirler”… “Profesyonel seçilmiş tutum sergiler”… “Büyüdükçe küçülmeyi kavramak gerekir”…

Bunları bize hatırlatan iki gündür süregelen ve maalesef kriz boyutuna ulaşan mesele… AK Parti Mersin Milletvekili Zeynep Gül Yılmaz’ın aracını durduran polislerle girdiği diyalog…

Konuşmanın video görüntüsü, CHP Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır kadar yayınlanınca haber hızla yayıldı ve Yılmaz’a karşın önemli bir toplumsal tepki oluştu…

Kim haklıydı? Milletvekili hanımefendinin ve Mersin Valiliği’nin açıklamaları olaya bir hayli açık sözlülük getirmiş…

Fakat konu bu değil… Konu, üslup ile ilgili…

‘Müziği, tonu belirler’ dedik ya hani… Diğer bir deyişle, ne söylediğinizdense nasıl söylediğiniz önemlidir… Konu bu işte… Sayın Yılmaz’ın bu denli büyük tepki almasına, eleştirilmesine neden olan üslubu oldu… Hâlbuki, videodaki konuşmasının satır aralarından bunun ilk olmadığını, Faziletli’ye önceki ziyaretlerinde de bir takım sıkıntılar yaşadığını anlıyoruz…

Dedik ya, manâlı değil; hiç fark etmez…

Trafik memurunun üslubunda bir kusur olmadığına, üstelik “Allah korusun bir hamle olabilir” dediğine de şahit olduk… Zeynep Hanım’a kaybettiren ise üslubudur.

Karşı karşıya gelmemesi gereken iki tarafın müziğini işte bu ton/üslup belirlemiş, öyle olunca da olgu önemsizleşerek algılama boyutu öne çıkmıştır. Hanımefendinin yüksek sesi, azarlar konuşması ve aradaki hakaretleri de bir araya gelince kimin haklı olduğunun bir anlamı kalmamıştır…

Mersin Valiliği’nin açıklamasından ihbar üzerine durdurulan aracın plakası ile ilgili sorgulamanın “İlgili şube müdürünce hatalı yapıldığını”, yani polis memurunun bu konuda bir kusuru olmadığını anlıyoruz. öte yandan aracın milletvekiline ait olduğunun öğrenilmesine karşın yarım saat bekletilmesinde ‘hata’ saptama edildiği için polis memurları hakkında yasal işlem başlatılmış…

Vaka benzer olmasa da ‘soruşturma mekanizması’ ile ilgili ‘içten’ yaklaşımı Temmuz ayı başında Afiyet Bakanı Fahrettin Koca sergilemişti. Kütahya Otogarı’nda kurulan aşı standındaki görevli afiyet personeli “Sinovac Sinovac, Biontech Biontech” diye bağırarak çevredekileri aşıya ağırlama ediyordu. Görüntülerin sosyal medyada yayılması üstüne Kütahya İl Sağlık Durumu Müdürlüğü, personel hakkında soruşturma başlatıldığını açıklamıştı. Bakan Koca hemencecik devreye girdi ve “Mizahi bir tavırla vatandaşları aşıya ziyafet eden personelimizin soruşturulmasını gerektiren bir koşul değil” dedi. Bu Nedenle, orada olabilecek herhangi bir gencin yapabileceği ve kimseye hasar vermeyen bir davranıştan ötürü ayrıca genç afiyet görevlisinin hem de ulus vicdanının zarar görmesi engellendi.

Zeynep Bayan’ın tavrı, millet vicdanında pek büyük bir yara açmıştır ancak; bekletme konusunda kusurlu olsalar zeka polislerin soruşturmaya emrindeki tutulmaları, sorunu fakat daha da büyütecektir… En doğrusu sürecin önüne geçmektir…

sık sık söyleriz: ‘Profesyonel seçilmiş tavır sergiler’… Zeynep Hanım da bir milletvekili olarak bu sınıfa girer… Öfkesine, neşesine, dalgınlığına veya diğer bir ruh hâline teslim olarak ettiği her söz ve davranış keza kendisini hem de partisini bağlar… O polis memuru tamamen hileli olsa zeka, ki öyle değil, o zaman bile herhangi bir hakareti yargı etmez… Huysuz takdirde insan ayrıca kendisine ayrıca de partisine zarar verebilir…

Sanatçıların, siyasetçilerin, meşhur şahısların çoğu konuda daha pozitif zorlama aşağı olduğunu kabul etmekle birlikle, belli olduğumuz bir şey daha var fakat o da ‘Büyüdükçe küçülmeyi anlayışlı olmak’ ilkesi…

Bu, toplumumuzun kültür ve değerlerinde yer edinmiş bir beklentidir. Mevlânâ’nın öğütleri de bunu bize hatırlatır: “Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol, hoşgörülükte deniz gibi ol’’…

Huysuz davranışlar ise şiddetle reddedilir… Karşıdaki polis memuru veya her kimse, onunla birlikte toplum da kamu vicdanı da incinir, hasar alır…

Milletvekili Yılmaz, bir izah etme yaparak “üzgün” olduğunu belirtmiş ve şöyle devam etmiş: “Keşke kamuoyu böyle bir konu ile meşgul edilmeseydi. Arabamı durdurduğum ve kimlik gösterdiğim halde, yasalara tutarsız ve kasıtlı bir şekilde maskesiz polisler tarafından yarım saat bekletilmemi ve maruz kaldığım hukuksuz muameleyi Aziz Milletimizin takdirine bırakıyorum.”

İvedilikle bir yorumlama gelmesi, iletişim açısından ‘dürüst’ bir atak olmasına karşılık hâlâ yetersiz. Polislerin maskesiz olduğunu söylüyor lakin kendisi de öyle… Üstelik bağırarak kovid açısından tehlikeli davranışı sergileyen de… Geç de olsa ‘özür’ de geldi. Keşke ‘fakat’sız olsaydı…

Son söz: İletişim ve ilişki yönetimi sonuç odaklı bir süreçtir. Sayın milletvekilinin kendisine sorması gereken soru şudur: “Ben bu sonucu mu hedeflemiştim?!”…

Hiç sanmıyoruz mevcut kavrama sonucunu hedeflediklerini…

AK PARTİ’DEN DE TEPKİ GELDİ

AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan şu ifadeleri kullandı:

AK Partili, vicdanları yaralayan bir şey yapmaz, yapmamalı. İnsanız, yaparsak da özür dilemeliyiz. Niyet/art niyet/komplo da olsa bize düşen saygıdeğer duruşumuzu gözetmek olmalı

Sn@avzeynepgul’ün özrü bu açıdan kıymetli. Bu tavır üstenci/jakoben muhalefette göremeyeceğimiz bir erdem.

“POLİS TEŞKİLATIMIZDAN, DEĞERLİ MİLLETİMİZDEN ÖZÜR DİLİYORUM”

Polise hakaret ettiği video ile gündeme gelen Zeynep Gül Yılmaz, gözü yaşlı olduğunu belirterek polis teşkilatından özür diledi.

 Yılmaz, “Bu şekilde tepecik kamerası, yaka kamerası yok, hukuki bir çekim değil. Cep telefonu ile çekiliyor, ‘kaydediyorum, kaydediyorum’ diye konuşuyor. Bu kadar insan tahrik aşağı bırakılamaz. Ben hukuki olmayan şekilde bir insanı yarım saat ve yasal olmayan şekilde servis et. Kime servis ediliyor? Sicili muhakkak, Ali Mahir Başarır’a servis ediliyor. İstanbul İl Başkanı polise taş atan birisi, ona bir şey söyledi mi? Ben bunun hepsinin kurgu olduğunu düşünüyorum. Benim polisimle sorunum olmaz. Ben onları severdim, onlarda beni sever, sayar. Polislerin görevini yapmaması, kötüye kullanmasıdır. Ben polis teşkilatımızdan, değerli milletimizden özür diliyorum. O sözleri sarf etmemem gerekiyordu.” dedi.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here