Covid-19’un yayılmasını engelleyecek aşı, klinik çalışma için izin bekliyor

0
13
Covid-19'un yayılmasını engelleyecek aşı, klinik çalışma için izin bekliyor
Covid-19'un yayılmasını engelleyecek aşı, klinik çalışma için izin bekliyor

Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) Covid-19 Türkiye Platformu’nca desteklenen 7 yerli aşı adayından Ankara Üniversitesi Kanser Araştırma Enstitüsü göre geliştirilen aşının çalışmalarına, 17 Mart 2020’de başlandı. Enstitü Müdürü Prof. Dr. Hakan Akbulut öncülüğündeki 8 karakter ekip, ‘adenovirüs’ yöntemiyle yerli aşıyı ilerletti. Laboratuvar ortamında üretimi yapılan aşının hayvan deneyleri başarıyla tamamlandı. Klinik egzersiz için 28 Temmuz 2020’de Sağlık Bakanlığı’na başvuruldu. Fakat yönetmelik gereği insan deneyleri için fabrika ortamında imal yapılması gerektiği belirtilerek, müsade verilmedi. Bunun üzerine geçen kasım ayında Çerkezköy’deki hap fabrikasıyla uzlaşma yapıldı. Fabrikada aşının üretilmesi ardındaki Mart 2021’de klinik egzersiz için ikinci kez Sağlık Durumu Bakanlığı’na başvuru formu yapıldı. Bakanlığın izin vermesi halinde ağız ve burundan da uygulanabilen aşının Aşama-1 çalışmasına başlanacak.

‘KLİNİK ÇALIŞMA İÇİN İZİN BEKLİYORUZ’

Prof. Dr. Hakan Akbulut, DHA’ya yaptığı açıklamada, aşı çalışmalarına hastalığın Mart 2020’de görülmesiyle, başladıklarını söyledi. Temmuz 2020’de aşının hayvan deneylerinin tamamlandığını ve üretime hazır ülkü geldiğini anlatan Akbulut, “28 Temmuz 2020’de Sağlık Durumu Bakanlığı’na klinik alıştırma için başvurduk. Ama insanlarda aşıyı kullanabilmek için fabrika ortamında üretilmesi gerekiyordu. Laboratuvarda ürettiğimiz aşıyı ilk elden kullanamıyoruz. Türkiye’deki üretim yapan tüm ilaç fabrikalarını gezdik ve en sonunda geçen kasım ayında Çerkezköy’de bir ilaç fabrikasıyla anlaşabildik. O üretimleri de tesiste yaptırdık. 2021 Mart ayının ortalarında birincil aşımız üretildi ve klinik çalışma için yeniden Afiyet Bakanlığı’na başvuruda bulunduk ve hala klinik çalışmaya başlayabilmek için izin bekliyoruz” dedi.

Prof. Dr. Akbulut, Sıhhat Bakanlığı izin verir vermez klinik çalışmaya başlayabileceklerini ve takriben 9-10 ay içinde bütün Safha-1-2-3 aşamalarını tamamlayıp aşıyı yaygın kullanıma sunabileceklerini belirtti.

‘DAHA UZUN SÜRELİ KORUNMA SAĞLAYACAK’

Prof. Dr. Akbulut, ‘adenovirüs’ün üstteki solunum yolları hastalıklarına yol açan bir grup DNA virüsü olduğunu kaydederek, “Covid 19 antijenlerini alıp ‘adenovirüs’e yerleştiriyoruz. Dünyada kullanılan benzeri aşılar var. Bizim aşımız onlardan fazla ayrı. Yan etkimiz değil. Bizim aşı orijinal bir tasarı. İnsanlarda aşımızın fazla uzun süreli bağışıklık oluşturmasını ve hücresel bağışıklığı da çok güçlü bir şekilde arttırmasını bekliyoruz. Hayvan çalışmalarımız bunları gösteriyor. Aşımızın çok daha uzun süreli korunma sağlayacağını bekliyoruz. Mevcut uygulanan mRNA ve inaktif aşıları ağır hastalık geçirilmesini engelleyip, ölüm oranlarını azaltırken, hastalığın bulaşmasını, virüsün yayılmasını engellemiyor” dedi.

‘AĞIZ VE BURUNDAN UYGULANABİLİYOR’

Prof. Dr. Akbulut, geliştirdikleri aşıda bir öteki farkın da uygulanma yöntemi olduğuna şive yaparak, “Evre-2 aşamasındayken ağız ve burundan tatbik potansiyeline sahip ve bu şekilde bir planlama yapıldı. Mevcut aşılar ağızdan ve burundan uygulanamıyor. Geliştirdiğimiz aşı hem kas içine hem de ağız ve burundan uygulanma özelliğine sahip. Burun ve ağızdan dilekçe, virüsün insandan insana bulaşmasını etkilemede en manâlı aşılama yoludur. Burun ve ağız mukozası aracılığıyla aşıyı verdiğiniz zaman bu bölgelerde salgısal antikorlar üretme şansınız oluyor ve bu salgısal antikorlar da vücuda antre yerlerinde virüsü engelleyerek yerleşmesini önlüyor. sonuç olarak aşılanan kişi, keza hastalıktan korunuyor ayrıca de başka insanlara bulaştırması engellenmiş oluyor. Pandemiyi son vermek için insandan insana bulaşmanın önlemek ve dolayısıyla bunu sağlayabilecek bu stil aşıların kullanılması büyük yük arz ediyor” diye konuştu.

‘HER TÜRLÜ VARYANTA KARŞI ETKİLİ’

Yaptıkları aşının her türlü varyanta karşısında etkin olmasını beklediklerini de ifade eden Akbulut, “Acilen vefat oranlarını azaltabiliyoruz lakin önümüzdeki yeni dönemde eğer daha güvenli olmayan bir varyant ortaya çıkar, aşılar da etkisiz olursa vefat oranları da ne eyvah oysa artabilir. Hakiki anlamda virüsün yayılmasını engelleyecek tarzda bir bağışıklığa ihtiyacımız var. Bizim aşımız buna namzet. Virüsü eğer ortadan kaldıramazsanız bu dalganın önüne geçmek o kadar olası görünmüyor. Bizim aşımız tasarı itibarıyla orijinal. İlk ürettiğimiz aşıyı orijinal virüs, yani Çin’de görülen virüs varyantını baz alarak yaptık. Dünyada hemen hiç uygulanmıyor. Antijeni parçalayarak kullandığımız için antikor çeşitliliğimiz var. bu nedenle aşımızda mevcut aşılardan çok daha fazla bir koruyuculuk bekliyoruz. Her türlü varyanta karşısında etkili olmasını bekliyoruz” ifadelerini kullandı.

‘İKİNCİ AŞIYI ÜRETTİK’

Prof. Dr. Akbulut, Sağlık Bakanlığı’ndan aşı için klinik alıştırma onayı beklerken Güney Afrika varyantını kullanarak da yeni bir aşı geliştirdiklerini, bu aşının da hayvan çalışmalarının bittiğini  ve fabrika imal aşamasına geldiğini kaydetti.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here