Cumhurbaşkanı Erdoğan açıkladı: Bir bakanlığın ismi değişti

0
3
Cumhurbaşkanı Erdoğan açıkladı: Bir bakanlığın ismi değişti
Cumhurbaşkanı Erdoğan açıkladı: Bir bakanlığın ismi değişti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suriye’den Türkiye’ye karşın terör saldırılarının kaynağı mahiyetindeki kimi yerler konusunda artık tahammül kalmadığını belirterek, “Buralardan kaynaklanan tehditleri, ya oralarda etkin olan güçlerle birlikte veya kendi imkanlarımızla bertaraf etmekte kararlıyız.” dedi.

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen Kabine Toplantısı’nın peşinde millete seslenen Erdoğan, toplantıda, sağlıktan eğitime, güvenlikten turizme ve sosyal yardımlara dek ülkeyi ve milleti yakından ilgilendiren o kadar fazla hususla ilgili değerlendirmeler yaptıklarını belirtti.

Fırat Kalkanı Harekat Bölgesi’nde PKK/YPG terör örgütü mensuplarının alçak saldırısında şehit düşen polis memurları ile Afyonkarahisar’daki trafik kazasında hayatlarını kaybeden öğrencilere Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı dileyen Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü:

“Suriye’den ülkemize karşın terör saldırılarının kaynağı mahiyetindeki kimi yerler konusunda bundan böyle tahammülümüz kalmamıştır. Buralardan kaynaklanan tehditleri ya oralarda etkin olan güçlerle birlikte veya kendi imkanlarımızla bertaraf etmekte kararlıyız. Polislerimize karşın son saldırı ve topraklarımızı hedef bölge tacizler bundan böyle bardağı taşırmıştır. En kısa sürede bu sorunların çözümü için gereken adımları atacağız.”

Erdoğan, hayatını kaybeden AK Parti İstanbul Milletvekili, dava ve yol arkadaşı İsmet Uçma’ya Allah’tan rahmet, yakınlarına ve sevenlerine başsağlığı dileyerek, yarın mezunu olduğu Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Camisi’nden öğle namazını müteakip gizli-ı bekaya uğurlayacaklarını söyledi.

Kabine toplantısında sağlık alanında Kovid-19 salgınındaki gelişmeleri, hasta ve ölüm sayılarından aşıdaki son duruma dek bütün boyutlarıyla ele aldıklarını anlatan Erdoğan, Türkiye’nin bu küresel tehdide karşısında en başından bu yandan gerek sağlık durumu altyapısındaki gücüyle gerek imal ve tedarik süreçlerini devam ettirmesiyle dünyada kriz yönetimini en iyi sergileyen ülkelerin başında geldiğini aktardı.

Erdoğan, salgın döneminde imal ve ekonomide “kontak kapatan” ülkelerin acilen bitmiş çarkları döndürmekte, sistemi işletmekte ne dek zorlandıklarını herkesin gördüğünü belirterek şunları söyledi:

“Biz salgınla mücadelemizi üretimin ve istihdamın kesintisiz sürmesini sağlayacak bir hoşgörüyle yürütürken, maruz kaldığımız ithamları unutmadık. Gereken her türlü tedbiri almak, hizmeti temin etmek, desteği atamak suretiyle hayata geçirdiğimiz bu stratejinin ne değin içten olduğunu dünyada yaşanan gelişmeler bir kere daha doğrulama ediyor. Gelişmiş ülkelerin çoğundaki sorunun mal ya da mahsul eksikliğinden ziyade, idare zafiyetinden kaynaklandığı görülüyor. Biz tıpkı şehir hastanelerini yapı ederek sağlık durumu krizine güçlü bir altyapı ile girdiğimiz gibi, 2018 yılında idare sistemimizi değiştirerek bugünlere kendimize hazırladık. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin getirdiği çabuk karar alma ve etkili uygulama kabiliyeti doğru ortaya çıkan bu başarıda emeği olan herkese, bütün bakanlıklarımıza kurumlarımıza personelimize teşekkür ediyorum. Natürel en büyük şükranı bu süreçte sabırla ve inançla hep bizim yanımızda yer alan milletimize sunuyoruz.”

HIZLI ANTİJEN KİTİ ÜRETİM AŞAMASINDA

Erdoğan, öteki ülkelerin sıhhat sorunları yanında önemli sosyal çalkantılarla sarsıldığı dönemde milletle tam bir dayanışma içinde yollarına devam ettiklerini dile getirdi.

Üretim ve istihdam sektörlerinin yanı sıra bütün kademeleriyle eğitimde de normalleşme adımlarını attıklarını, üstesinden gelemeyecekleri hiçbir sıkıntıyla karşılaşmadıklarını söyleyen Erdoğan, “Bu çerçevede, Ulusal Eğitim Bakanlığı Mesleki Teknik Eğitim Ar-Ge merkezinde öğretmenlerimize ve personele karşın olarak geliştirilen Kovid-19 hızlı antijen test kiti imal aşamasına geldi. 3 Aralık Dünya Engelliler gününde 750 engelli öğretmenimizin atamasının yapılacağını da sırası gelmişken duyurmak istiyorum.” diye konuştu.

Erdoğan, demin salgının baştan sona sona ermediğini, korkutma ve tehlikenin ortadan kalkmadığını aktardı.

Salgın tedbirlerine riayet etmeyi bir müddet daha sürdürmeleri gerektiğini, özellikle aşılamada hedefledikleri seviyelere bir an önce gelmek istediklerini söyleyen Erdoğan, şunları kaydetti:

“Bunun için vatandaşlarımızı, aşılarını bir an önce olmaya ya da tamamlamaya eğlence ediyoruz. Özellikle üniversite öğrencilerimizden yükseköğretim kurumlarındaki sosyal alanların kullanımında ve toplu taşımada tedbirlere en fazla uyarı etmelerini bekliyoruz. Biz kendi meselemizi çözsek bile dünya bu virüsten ayrıntılarıyla temizlenmeden ‘iş bitti’ diyemeyiz. Sizlerin de yakından peşine düşüp takip ettiği gibi kesintisiz yeni varyantlarla yeni dalgalara yol açan salgına aleyhinde her zaman dikkatli olacağız. Sağlık Durumu sistemini ayakta alıkoyma yanına bütün boyutlarıyla ekonomide, eğitimde, sosyal hayatta geldiğimiz olumlu seviyeyi gözetmek ve daha ileriye taşımak için buna mecburuz. Kontrolü katiyen elden kaçırmadan hem vatandaşlarımızın sağlığını koruyacak hem de günlük hayatın kendi mecrasında akmasını tedarik edecek tedbirleri uygulayacağız. Eskilerin ‘korkulu rüya görmektense uyanık kalmak evladır’ sözünde sinyâl ettikleri gibi ihtiyatlı şekilde yolumuza devam edeceğiz.”

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen Kabine Toplantısı’nın ardından millete seslenen Erdoğan, dünyada enerji öncelikle almak üzere emtia ve gıda fiyatlarında yanına varılmaz pahada artışların yaşandığı bir dönemde birçok ülkenin pahalılık yanında önemli bir mal ve mahsul kıtlığıyla karşı karşıya olduğunu söyledi.

Türkiye’nin ise vaktinde aldığı tedbirler ve güçlü altyapısı sayesinde bu sıkıntılara sınırlı bir şekilde maruz kaldığını söyleyen Erdoğan, “Fiyatlaması küresel düzeyde yapılan ürünlerdeki fahiş artışları içeriye sınırlı bir düzeyde yansıtarak vatandaşlarımızın yanında olduğumuzu gösteriyoruz. Buna karşın fiyat artışlarından nedeniyle sıkıntıya düşen çalışanlarımızı ve üreticilerimizi gözetmek için de her türlü tedbiri alıyoruz.” diye konuştu.

Ulus işçi ve memur sözleşmelerinde yaptıkları yüksek artışların bu anlayışın bir yansıması olduğuna dikkat çekici eden Erdoğan, “Artık daha fazla üreten, daha fazla ihraç eden, daha fazla şampiyon özel sektörümüzün de kendi çalışanlarını benzer şekilde koruyacak, kollayacak bir anlayışı ortaya koyacağına inanıyorum. Benzer şekilde yaşanan istisnai durumu yüksek kar hırsıyla yaptıkları fahiş fiyat artışlarının bahanesi haline getirerek milletimizin mağduriyetine yol açan fırsatçıları da yakından takip ediyoruz.” ifadelerini kullandı.

“POTANSİYELİMİZİN VE GÜCÜMÜZÜN FARKINDAYIZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, her zaman olduğu gibi önceliklerinin milleti huzuru, güvenliği, refahı ve geleceği olduğuna vurgu yaparak, şöyle devam etti:

“Ekonomide büyümeden ihracata, istihdamdan cari fazlaya değin aldığımız her yeni güzel haber geleceğimize daha umutla bakmamızı sağlıyor. İşte bu sabahtan açıklanan ağustos ayı cari işlemler hesabında 528 milyon dolar artı verdiğimiz görünüyor. Yeniden bugün açıklanan ağustos ayı işsizlik rakamlarının işgücüne katılım oranı aralıksız arttığı halde istihdamdaki önemli yükseliş bir uçtan bir uca yatay bir seyir izlediği müşahede ediliyor. Birileri Türkiye’ye siyasi konularda yapamadıkları diz çöktürme işini ekonomide yerine getirmek için var güçleriyle saldırıyor olsa da biz kendi potansiyelimizin ve gücümüzün farkındayız. İnşallah ülkemizi yatırım, imal, ihracat, istihdam temelleri üzerinde cari dengemizi ‘artı’ yönünde aralıksız geliştirerek büyütmeyi sürdüreceğiz.”

Tüm taktik ve imkanlarını bu doğrultuda seferber ettiklerini ve an be an neticesini almaya da başladıklarını söyleyen Erdoğan, bundan sonra Türkiye’nin ekonomik olarak her geçen gün fazla daha güçleneceğini dile getirdi.

Kovid-19 salgınının dünyadaki adaletsizlikleri, haksızlıkları, bencillikleri ve bunları örtmek için yapılan baskı gösterilerinin gerisindeki güçsüz siyasi, sosyal yapıları da gün yüzüne çıkardığını bildiren Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Minik bir kesimin güvenliği ve refahı için asırlardır sömürülen, bölünen, parçalanan, birbirine kırdırılan vicdan ve etik dışı her türlü muameleye maruz bırakılan insanlığın kalanı bundan böyle bu eğri sisteme itiraz ediyor. Birleşmiş Milletlerde dile getirdiğimiz ‘Dünya beşten büyüktür’ sözünü daha adaletli bir dünyanın muhtemel olduğu teziyle genişleterek insanlığın bu karşılıklı duygularına tercüman oluyoruz. İşte bu anlayışla Türkiye olarak Balkanlardan Kafkaslara, Afrika’dan Güney Asya’ya dek geniş bir coğrafyada defalarca mazlumun, mağdurun, hakkın ve hakikatin yanında yer alıyoruz. Hiç şüphesiz bu onurlu ve ilkeli tavrın bir bedeli var. Milletimizle birlikte gerektiğinde bu bedeli ödemekten de kaçmadık, kaçmayız. Ama bununla birlikte bugün Türkiye’nin yöresel ve küresel bir kuvvet olarak yükselen yıldızının gerisindeki en kayda değer unsurlardan biri de bu haysiyetli duruşunun sonucu olan tesir halkasıdır.”

“KİMSE BU VATANI ELİMİZDEN ALAMAZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyanın her uygun insanların kendilerine sevgi ve umutla bakan gözlerinde bu hoş iklimin tezahürleriyle karşılaştıklarını belirterek, şu değerlendirmede bulundu:

“Türkiye’deki 3,6 milyon Suriyeliyi ve toplamda 5 milyonu bulan yabancı uyruklu sığınmacı varlığını yük olarak görenler meseleye diğer taraftan bu açıdan bakmalıdır. Ülkemize karşı yükselen kin, nefret, düşmanlık dalgalarının çoğu defa biz haberdar bile olmadan kırılmasında dua ve şükran ifadeleriyle zenginleşen bu tablonun fazla manâlı rolü olduğuna inanıyorum. Bin yıldır vatanımız olarak bu coğrafyadaki varlığımız devam ettikçe kimi çevrelerin bize olan husumetlerinin bitmeyeceği açıktır. Fakat her kökenden her renkten her inançtan her meşrepten 100 milyonlarca insanın desteği ve duası arkamızda olduğu, milletimizin yüreğindeki istiklal ve istikbal aşkı bitmediği müddetçe Allah’ın izniyle kimse bu vatanı elimizden alamaz.”

Yalnızca bu gönül bağına güvenerek hareket etmediklerini, her alanda Türkiye’yi kalkındıracak, geliştirecek, güçlendirecek politikalarla, yatırım, eser ve hizmetlerle hedefe dürüst istikrarlı bir şekilde yürüdüklerini vurgulayan Erdoğan, “Türkiye’nin, Cumhuriyet dönemindeki en gösterişli demokrasi ve yeniden yapılanma projesinin 2023 vizyonumuz olduğuna inanıyorum. Bundan Böyle hedeflerinin çoğuna ulaştığımız ve menziline de yaklaştığımız 2023 vizyonumuzu yeni ve daha büyük adımlarla tahkim ettiğimiz bir döneme girdik. Bilhassa 2053 vizyonumuz ve bu adımların en yakın, en önemli projesi her ne kadar uzakta bir tarih gibi görülse de devlet ve ırk hayatı bakımından önümüzdeki 30 takvim sürenin kısa bir dönemi ifade ettiğini biliyoruz.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir yana 2023 projelerinin eksiklerini tamamlarken diğer yana da gençlere itimat edecekleri 2053 vizyonu için somut hedefleri de ağır ağır oluşturmaya başladıklarına göze çarpan ederek, bunlardan ilkinin bir vakit önce duyuru ettiklerin Yeşil Yeniden Yapılanma Devrimi olduğunu hatırlattı.

Sanayi devrimiyle başlayan, data ve teknoloji devrimiyle zirveye ulaşan dönemde bugün “gelişmiş” diye cümle parçası edilen ülkelerin insanlığın iki taraflı mirası olan çevreyi ve tabii kaynaklar hoyratça tükettiğini aktaran Erdoğan, “Dünya bugün insanlık tarihindeki büyük kırılmaların en önemli sebepleri arasında yer alan ve öncekilerden ayrı olarak bu kez kendi eliyle başlattığı yeni bir iklim değişikliği gerçeğiyle aleyhinde karşıyadır. Salgın döneminde üretimde ve insan hareketliliğinde yaşanan kısmi yavaşlamanın bile dünyamızı tabiat dengeleri açısından ne değin rahatlattığını uzaydan çekilen çekimler gösteriyor. Ama maalesef bu geçici duraklama iklim değişikliği sorununa çözüm olmaktan çok uzaktır.” biçiminde konuştu.

Erdoğan, yaptığı konuşmada, bir süredir dünya devletlerinin bir araya gelerek iklim değişikliğinin ağır sonuçlarını hafifletmeye karşın çözüm yolları aradıklarını belirtti.

Her ne kadar sebebi olan gelişmiş ülkelerin bu doğrultuda atılacak adımların bedelini karşılamada adil yükümlülük üstlenme konusunda bacak direseler de neticeten iklim değişikliğinin herkesi ilgilendirdiğini ifade eden Erdoğan, Türkiye’nin acele yük paylaşımı konusundaki itirazlarını saklı tutarak Paris İklim Anlaşması’nı TBMM’nin onayı ile birlikte yürürlüğe koyduklarını kaydetti.

Erdoğan, “Önümüzdeki haftalarda İtalya’da yapılacak G20 toplantısında ve İskoçya’da yapılacak Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi’nde ülkemizin bu konudaki yaklaşımlarını bütün taraflarla paylaşacağız. Önümüzdeki dönem için yeşil yeniden yapılanma devrimini tüm çalışmalarımızın merkezine yerleştirerek insanlığın önündeki bu kayda değer krizin çözümünde öncü ve etkin bir rol üstlenmekte kararlıyız. Hükümet olarak biz bu hususta üzerimize düşenleri yaptık, yapıyoruz ve yapacağız.” diye konuştu.

Erdoğan, bugüne değin milletin gönlünde karşılığı olmayan hiçbir siyaseti yapmadıklarını, hiçbir uygulamayı hayata geçirmediklerini, yeşil kalkınma devrimini de benzer içtenlikle milletin takdirine sunduklarını söyledi.

ÇEVRE, ŞEHİRCİLİK VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ BAKANLIĞI

“Bırakınız siyaseti, bırakınız Türkiye’yi tüm insanlığın iki taraflı meselesi olduğu anlayışıyla herkesin dostça ve yapıcı bir şekilde bu sürecin içinde yer almasını temenni ediyoruz.” ifadelerini kullanan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Cumhuriyet döneminin geçtiğimiz 19 yılda gerçekleştirdiğimiz demokrasi ve kalkınma devriminden sonraki bu en kayda değer atılımının şimdiden ülkemize ve milletimize bahtı açık olmasını diliyorum. bu vesileyle iklim değişikliği ve göç konusunda hayata geçirmeyi kararlaştırdığımız yeni yapı düzenlemelerin müjdesini de milletimizle paylaşmak istiyorum. Çevre ve Şehircilik Bakanlığımızın ismini Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı olarak değiştiriyor, bünyesinde bir de İklim Değişikliği ve Ahenk Koordinasyon Kurulu oluşturuyoruz. Bu bakanlığımıza alt olarak aşağı ilgili tüm birimlerin yer alacağı bir İklim Değişikliği Başkanlığı kuruyoruz. Konu ile yakın ilişkisi sebebiyle halen Tarım ve Orman Bakanlığımıza ast olan Meteoroloji Genel Müdürlüğü ile Çölleşme ve Erozyonla Çaba Genel Müdürlüğünü de Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına bağlıyoruz. Bu kurumlarımız Tarım ve Orman Bakanlığı ile ilgili sorumluluklarını da yerine getirmeyi sürdürecektir. Bir diğer kurumsal reformu da göç konusunda yapıyoruz. İçişleri Bakanlığımıza emrindeki Göç İdaresi Genel Müdürlüğünün statüsünü yükselterek Göç İdaresi Başkanlığı haline dönüştürüyoruz. Böylece ülkemizin göç konusunda fazla daha ayrıntılı, etkili ve çabuk hareket edebilmesini sağlayacak kurumsal kapasiteyi oluşturmayı hedefliyoruz.”

“TEK PARTİ FAŞİZMİ BU ARAÇLARDAN BİRİDİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin sanayi devrimini kaçırmasının, data ve teknoloji devriminin arkasından kalmasının sebebinin milletin kabiliyetsizliği ya da Türkiye’nin yetersizliği olmadığını muhabere ederek, “Türkiye, çeşitli dönemlerde öbür siyasi, sosyal, hesaplı araçlar kullanılarak özellikle bu süreçlerin dışına itilmiştir. Tek parti faşizmi bu araçlardan biridir. Darbeler ve vesayet bu araçlardan biridir, terör bu araçlardan biridir. Kimi vakit sağ-sol kimi süre Alevi-Sünni kimi zaman Türk-Kürt, kimi süre dindar-laik kisvesi aşağıda oluşturulan kutuplaşmalar bu araçlardan biridir.” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin yaşadığı her siyasi ve sosyal kaosun beraberinde idareli kayıpları da getirdiğini vurgulayan Erdoğan, “Özellikle 1960 darbesinden beri bu gerçeği sayısız örneği ile bakmak mümkündür. Hükümetlerimiz döneminde başlattığımız büyük demokrasi ve kalkınma devrimlerinin engellemek, etkisini azaltmak, mümkünse takvimleri geriye sarmak için de bu oyunlar oynanmaya devam edilmiştir. Hatırlayın 2007 yılında ortada yasal ve siyasi hiçbir sebep yokken ülkemizin önüne yapay bir rejim tartışması, Cumhurbaşkanlığı seçimi krizi çıkardılar. Ardından Yolculuk olayları ile başlayıp 15 Temmuz darbesini de içine alacak şekilde kesintisiz süren bir başka süreç yaşadık.” diye konuştu.

Erdoğan, Doğu ve Güneydoğu bölgelerinin geri kalmışlığını ortadan kaldıracak yatırımları yaptıkları ve adalet ve özgür sınırlarını genişlettikleri bir dönemde çukur eylemleri ile bölücü terörün yeniden hortlatıldığını belirterek, şöyle devam etti:

“Ülkemizin içinde yaşanan her sıkıntının dışarıdan planlanan ve beslenen bir boyutu da mevcuttur. Bu tablo karşısında milletimizin desteği ile verdiğimiz tarihi çaba doğruca ülkemizi asırlık tuzaklardan, yüzyıllık cenderelerden kurtardık. Öncelikle güvenlik stratejilerimizi değiştirdik, terör örgütleri ile sınırlarımız içinde yüzleşmek yerine tehditleri kaynağında saptama ve tahrip edecek yeni bir stratejiye geçtik. Bunun için ulusal birlik ve beraberliğimizi tahkim ederek keza askeri ve polis gücümüzü ayrıca diplomatik gücümüzü kullandık. Terör ve teröristle beraber terörizmle uğraş ettik. Yaptığımız yatırımlar ve getirdiğimiz hizmetlerle ülkemizin 81 vilayeti ile birlikte terör hadiselerinin yaşandığı şehirlerimizi de çabuk kalkındırdık. Kadınıyla, genciyle, çocuğuyla, işçisiyle, işvereni ve esnafıyla her kesimden insanımızın sorunlarını çözecek, talep ve beklentilerine yanıt verecek imkanlar sağladık.”

“TÜRKİYE’Yİ MÜREFFEH BİR YER HALİNE GETİRDİK”

Türkiye’yi askeri gücünü ve savunma sanayisi geliştirerek, sınırların korunması ve sınır ötesi hareket yapmak için ihtiyaç duyulan tabanca ve mühimmatı üreterek, dışa bağımlılıktan kurtardıklarını gösteren Erdoğan, şunları kaydetti:

“Ülkemizi her türlü meselenin konuşulabildiği; ret, red ve asimilasyon politikaları yerine yargı, hukuk ve özgürlük temelli olarak bir yönetim yapısına kavuşturduk. Bütün bunlar sayesinde Türkiye’yi ayrıcalıksız her köşesinde, milletimizin istisnasız her ferdinin benzer demokratik ve hesaplı imkanlara sahip olduğu müreffeh bir yer haline getirdik. Turizmden çarşı pazara dek günlük hayatın her hemen bu tabloya tanık olmak mümkündür. Düne dek teröristlerin kol gezdiği yaylalarda artık bal veren arıların, otlayan hayvanların, piknik yapan vatandaşlarımızın ve güzellikleri keşfeden turistlerin sesleri yankılanıyor. Düne değin teröristlerin yol kesip kolaylık kaçırdığı ovalarda tarım ve imal yapılıyor. Düne değin teröristlerin saldırıları sebebiyle kapalı olan okullarda çocuklarımız eğitim-öğretim görüyor. Düne dek yatırımcı olmadığı için tabelalarını indiren sanayi sitelerinde her gün fabrika binaları yükseliyor. İnşallah bu güzel tabloyu daha da geliştirerek sürdüreceğiz.”

Içtenlikle çalıştıkça, attıkları adımların karşılığını da görmeye başladıklarını bildiren Erdoğan, “Yalnızca bu yıl ikna aracılığıyla 153 terör örgütü mensubunun teslim olmasını sağladık. Son 5 yılda bu şekilde tekrar kazandığımız gençlerimizin sayısı 1000’i geride bıraktı. Sınırlarımızın ötesinde de PKK’sından DEAŞ’ına ve FETÖ’süne dek, terör örgütü mensuplarına nefes aldırmıyor, nereye kaçarlarsa kaçsınlar tepelerine tepelerine biniyoruz. Artık hiç kimsenin bu ülkede milletimizin bir kesiminin dertleri ve beklentileri üzerinden ayrımcılık siyaseti yapmasına izin vermeyeceğiz.” diye konuştu.

“SON 5 YILDA AZ DAHA 3’TE BİR SEVİYESİNE DÜŞÜRDÜK”

Terörün en büyük finans kaynağı olan uyuşturucuyla mücadeleyi de tarihin en ileri seviyesine getirdiklerini vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti:

“Amerika’nın Afganistan’ı işgali sonrasında bu bölgede 20 kat büyüyen afyon ekimi ve uyuşturucu üretiminin Avrupa’ya naklinin en büyük lojistik kaynağı PKK terör örgütüdür. Benzer şekilde Avrupa’daki gelişmiş laboratuvarlarda üretilen sentetik uyuşturucuların Orta Doğu bölgesine naklinin lojistiğini de PKK mensupları yürütmektedir. Natürel giderken bizim gençlerimizi zehirleyen uyuşturucunun kaynağı da kayda değer ölçüde bu örgüttür. Sınırlarımızı sıkı sıkıya denetleme altına alarak, uyuşturucu suçlarına verdiğimiz cezaları artırarak bu trafiğe çok önemli darbeler vurduk. Öyle ancak ülkemizde uyuşturucu bağlantılı ölümleri son 5 yılda adeta üçte bir seviyesine düşürdük. Bugün cezaevlerinde yatan mahkumların öyle ya da böyle üçte biri uyuşturucu suçundan oradadır. Ülkemizdeki terör örgütlerini nasıl insan ve finans kaynaklarını çökerterek etkisiz hale getirdiysek, sınırlarımız her tarafında kurulmaya çalışılan terör koridorlarında da aynısını yapacağız.”

Erdoğan, son dönemde göç yönetiminde de yeni stratejileri ve uygulamaları devreye aldıklarını dile getirdi.

Türkiye’nin her dönemde olduğu gibi geçen 10 yılda da son derece şerefli ve ahlaklı şekilde hayata geçirdiği “insani güvenlik anlayışı”yla, sınırlarına gelen tüm mazlumlara ve mağdurlara kucak açtığını dile getiren Erdoğan, “Geçmişte Balkanlar’dan ve Kafkaslar’dan, daha yakın tarihte Irak’tan, son olarak Suriye’den gelen büyük göç dalgalarını daima bu anlayışla göğüsledik. Ama dünyada ve bölgemizde yaşanan gelişmeler bundan böyle bu tabloyu benzer esneklikte devam ettirebilmemize olanak sağlamamaktadır.” ifadelerini kullandı.

“GEREKEN ATIMLARI ATMAYA BAŞLADIK”

Son 5 yılda 2 milyon 350 bin kişinin Türkiye’ye yasa dışı yollardan giriş yapamadan sınırda engellendiğini bildiren Erdoğan, sınırlar içinde yakalanan yamalı göçmen sayısının da 1 milyon 300 bini geçtiğini söyledi.

“Bunların bir kısmı kendiliğinden geri dönerken, 286 binini de biz sınır dışı ettik.” diyen Erdoğan, şöyle konuştu:

“Tabii bu göçmenlerin yaklaşik olarak tamamına yakınının hedefinin ‘Türkiye’de kalmak’ değil, Avrupa’ya hatta belki oradan da başka yerlere devretmek olduğunun altını çizmemiz gerekir. Türkiye, yürüttüğü bu etkili ve detaylı sınır güvenliği ve göç politikasıyla Avrupa’nın üstesinden gelemeyeceği bir göçmen akınına uğramasının önüne geçmiştir. Lakin artık bizim bu yükü tek başına üstlenmemiz muhtemel değildir. Meselenin, her ne değin verilen sözler tam manasıyla yerine getirilmemiş olsa da sadece maddi külfet paylaşımıyla çözülemeyecek bir boyuta ulaştığını cümbür cemaat görmeli ve kabul etmelidir. Avrupa ilk kez elde etmek üzere göçmenlerin hedefi durumundaki ülkelerden, daha artı, daha gerçekçi, daha dostça yükümlülük üstlenmelerini bekliyoruz. Biz, sınırlarımız içindeki mevcut göçmen meselesinin bir kısmını, güvenliği ve gönüllü olarak geri dönmelerini temin etmek, bir kısmını sosyal ve hesaplı programlarla ülkemize entegre etmek suretiyle çözeriz. Bu çerçevede düzen stratejilerimizi belirledik ve gereken adımları atmaya başladık. Gerisi sığınmacıların hedefi olan yerlerin sorunudur. Göçe kaynaklık eden ülkelerden göçün hedefi olan ülkelere değin tüm tarafları kucaklayan bir program geliştirilmediği sürece bu sorunun çözümünün muhtemel olmadığını da biliyoruz. Türkiye’nin bu doğrultuda atılacak her adıma destek olacağından, katkı sağlayacağından kimsenin şüphesi olmasın.”

KAYNAK: AA

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here