Güvenli Olmayan boyuttaki müsilaj hakkında uzmanlar uyardı: Marmara haykırış ediyor

0
10
Güvenli Olmayan boyuttaki müsilaj hakkında uzmanlar uyardı: Marmara haykırış ediyor
Güvenli Olmayan boyuttaki müsilaj hakkında uzmanlar uyardı: Marmara haykırış ediyor

Marmara Denizi aylardır balıkçıların ‘deniz salyası’ da dediği müsilaj sorunuyla boğuşuyor. Uzaydan da görülen denizin üzerini kaplayan yapışık beyaz yapının denizin altına inmesi ise tehlikeyi artırıyor. Canlı yaşamını büyük ölçüde korkutma eden müsilaj hakkında uzmanlardan uyarı çeken uyarılar geliyor.

Marmara Denizi’nde daha önce de görülen müsilajın denizi aylardır yoğun şekilde etkisi altına alması üzüntü yaratıyor. Bu zamana kadar izah etme yapan uzmanlar sorunun bu dek yoğun olarak kendini göstermesinde ilk sebep olarak ‘atık’lara göze çarpan ediyor.

Deniz biyoloğu Mert Gökalp “Marmara feryat ediyor. Bu, Marmara Denizi’nin foseptik çukuru olabileceğinin bir sinyali” uyarısını yapıyor.

‘ELİMİZDE FENERLER OLDUĞU HALDE ÖNÜMÜZÜ GÖREMEDİK’

Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesi’nden Profesör Mustafa Sarı, Marmara Denizi’ne arıtmadan atık boşaltımının şu anda durması gerektiğini söylüyor.

Prof. Sarı müsilajı “Denizdeki biyolojik üretimin başlangıcını, birincil basamağını teşkil eden fitoplankton dediğimiz mikro alglerin, yani mikroskobik bitkiciklerin fazla çoğalması sonucu, ortamda vuku bulan bir takım şartlara tepki olarak bıraktıkları salgıya müsilaj diyoruz” biçiminde açıkladı.

“Marmara Denizi için konuşursak, başlangıçta deniz yüzeyinden 5 metre altında başlıyor, 15-20 metrelere kadar gidiyor. Ancak acilen yüzeyden başlıyor ve 30 metre derinliğe değin iniyor” diyen Sarı, “Henüz bu sabahtan Marmara Denizi’ne daldım ve 12 metreden derine inemedim. Elimizde fenerlerimiz olduğu halde önümüzü göremez halde olduğumuz için 12 metreden gerdi döndük” dedi.

‘ATIKLARI ARITMADAN VERMESEYDİK MÜSİLAJLA KARŞILAŞMAYACAKTIK’

Müsilajın niçin oluştuğuna ilişkin konuşan Sarı, bunun üç esas tetikleyicisi olduğunu belirterek birincisinin küresel iklim değişimine ast olarak Akdeniz havzasında sıcaklıkların yükselmesi olarak açıklıyor.

İkinci tetikleyici ise Marmara’da deniz şartlarının durağanlığı olarak ifade eden Prof. Sarı, Marmara Denizi’nin orijinal yapısı sebebiyle ‘astımlı bir insana’ benzediğini söylüyor.

3. ve en önemli tetikleyiciyi ise kirlilik yani deniz dışarı giden atıklar olarak gösteren Sarı, “Bizim bu değin yoğun şekilde atık doldurma potansiyelimiz, Marmara Denizi’nin değişen iklim şartlarıyla beraber artık özümleme kapasitesini düşürmüş durumda” dedi.

Prof. Sarı “Eğer biz bugün Marmara Denizi’ne atıklarımızı arıtmadan vermiyor olsaydık bu müsilajla karşılaşmayacaktık” diyerek “Şu lahza Marmara’da yaşam durdu, bunun nedeni senelerdir atıklarımızı aracısız veya dolaylı, ya hiç arıtmayarak ya fazla az arıtarak denize vermekten kaynaklanıyor. Bu politikayı değiştirmemiz gerekiyor. Yani bir atık idare politikasına ihtiyacımız var ve yeni politika iklimdeki değişikliği de göz önünde bulundurmak zorunda” açıklamasında bulundu.

Prof. Sarı dört hafta önce Bandırma sahillerinde her türden binlerce balığın müsilaj nedeniyle öldüğünü belirtti.

‘ATIKLARIMIZ NIÇIN DENİZE GİDİYOR?’

Gökalp de “Müsilaj bakterilerin, zararlı canlıların barınması için etraf yaratıyor. Aylar her tarafında bu bölge içerisinde kalabildikleri için denizin zenginliğini yaratan diğer canlılar hasta olabiliyorlar. Müsilaj bitti diyelim, fakat bir sene kalan bir bakteri diğer tarafa yayıldığı vakit ayrı habitatı, canlıları hasta edebilir. Bu da ekosistemin dayanma gücünü yavaş yavaş yıkmaya başlıyor” dedi.

Nüfus artışına uyarı çeken Gökalp “Biz 50’lerden 60’lardan sonradan büyüyen şehirlerle beraber Marmara’nın etrafına 25 milyon kişiye ulaştık. Atıkları bilfiil denize gidiyor. Türkiye sanayisinin yarısına yakını burada. Santraller burada. Bizim şunu sormamız gerekli; atıklarımız niçin denize gidiyor?” diye konuştu.

‘BÖYLE GİDERSE MARMARA BÖLGESİ’Nİ KAPATMAK ZORUNDA KALACAĞIZ’

Meydana gelen sorunun idareli etkilerinin de olacağını bildiren uzmanlar yaklaşan tehlikeye dikkat çekiyor.

Prof. Sarı sırasıyla turizmin, Marmara’dan geçen ve deniz suyunu soğutma suyu olarak kullanan, sistemleri müsilajı temizleyemeyen gemilerin ve son olarak da endüstrinin etkileneceğini anlattı ve “Ne gemilerin, ne de enerji santralleri de dahil sanayinin sistemleri müsilajlı suyu kullanmaya yerinde değil” dedi.

Gökalp de böyle giderse ileride Marmara bölgesinde yaşamanın imkansız ayla gelebileceğini belirterek “25 milyon buradan taşınmak zorunda kalacak. Böyle giderse Marmara Bölgesi’ni kapatmak zorunda kalacağız. Marmara’da yaşam olmasının sebebi toprağı, suyu, bu bolluğu, bereketi. Ekosistemde bunlardan biri çökerse, Marmara foseptik çukuru olursa fakat olabilir, bunun sinyallerini verdi, haykırış ediyor şimdi, insan yaşamı da burada muhtemel olamaz” açıklamasında bulundu.

‘ACİL EYLEM PLANI HAZIRLANMALI’

Sorunun çözülmesi için ne yapılması gerektiği hakkında konuşan Sarı, Marmara Denizi çevresindeki bütün idari ve sivil yapıların bir araya gelerek iklim değişikliğini de dikkate bölge yeni bir atık yönetim politikası geliştirmesi gerektiğini belirterek “Acil eylem planı hazırlamalıyız ve bundan sonradan tek 1 litre bile atığı arıtmadan Marmara Denizi’ne bırakmamalıyız” dedi.

Deniz biyoloğu Mert Gökalp da “Atığı attığımızda sadece çökertme yapıyorsak, halının altına süpürüyorsak bunu durduramayız” dedi ve “Bunun teknolojisi var, bu atıkları arıtmamız gerekiyor. Atık hiçbir şekilde denize bırakılmamalı, ayrıca Marmara gibi kapalı ve deniz canlılarının bu kadar yoğun olduğu bir denize kesinlikle bırakılmaması gerekiyor” ifadelerini kullandı.

‘KANAL İSTANBUL’UN MÜSİLAJA ETKİSİ NASIL OLUR?’

Gökalp Kanal İstanbul’un en büyük tehlikelerinden birinin ekosistemi değiştirerek oksijeni az alanlar oluşturma riski olduğunu vurguladı ve bunun da habitat yıkımlarına niçin olabileceğine uyarı çekti.

Prof. Sarı ise Kanal İstanbul ile ilgili zorunlu çevresel incelemelerin yapılmadığını vurgulayarak “Ne eyvah oysa Kanal İstanbul’u şu an kamplar halinde, aklımızı yitirmiş vaziyette tartışıyoruz, bilimsel temelde tartışmıyoruz. Kanal İstanbul’un müsilaj da dahil Marmara Denizi’ni nasıl etkileyeceğine dair elimizde bir model, bir bilgi yok.

Kanalın debisi, derinliği, Karadeniz’den gelecek su belirli,… Yapmamız gereken şey bu alanda çalışan bilim insanlarının simülasyon yapması. Bu simülasyon ne diyorsa ona uyulması lazım” dedi.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here