Millet İttifakı niçin çatlak oluştu? Ne olduysa ‘HDP’ cümlesinden sonra oldu

0
4
Millet İttifakı niçin çatlak oluştu? Ne olduysa 'HDP' cümlesinden sonra oldu
Millet İttifakı niçin çatlak oluştu? Ne olduysa 'HDP' cümlesinden sonra oldu

ÜLKE TV Genel Yayınlama Yönetmeni Hasan Öztürk, Yeni Şafak Gazetesi’ndeki bugünkü yazısında, Insanlar İttifakı’ndaki ‘aday’ krizinden bahsetti.

Öztürk, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun adaylık için ‘ben’ demeye başlamasını, İYİ Parti Genel Başkanı Akşener ile akıl ayrılığını ve HDP’nin ‘ortak namzet’ tutumunu kaleme aldı.

İşte Hasan Öztürk’ün bugünkü yazısı: “Ben” demeseydi iyiydi fakat “Aramak zorundaydım” da dedirttiler

“İttifakta sorun yokmuş”, meğerse bir kaşık suda kasırga koparılıyormuş. Nereden mi biliyoruz. Sayın Kılıçdaroğlu böylece söylüyor. “Hepimiz ayrı ayrı partileriz. Ben veya diğer bir partinin genel başkanı, ittifakı oluşturan bütün partiler adına konuşamaz. Sayın Akşener ile belli aralıklarla görüşüyoruz. İttifakla ilgili herhangi bir sorun değil.”

Öncesinde de genel başkan yardımcılarından birisi bu meyanda tanımlama yapmıştı, İyi Partili Evren Paçacı’nın “Kılıçdaroğlu tekil konuşuyor” eleştirisine cevap verirken…

Halk İttifakı’nın iki büyük, birkaç küçük ortağı var. bir de tabii HDP’nin de içinde yer aldığı paydaşları. Hani şu “AK Parti’den oy aşırmak üzere kurulan partiler”in de olduğu…

Irk İttifakı, 2020’nin Mart ayından bu yana erken tercih deyip durdu. Iki Taraflı dilleri, “erken seçim” ve “parlamenter sisteme geri dönüş” üzerinden şekillendi. Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminden vazgeçecekleri üstüne karşılıklı deklarasyon yayınlamadıkları kaldı. Belki onu da yapacaklar. Kim bilir?

NE OLDUYSA, “HDP SEÇİME KENDİ ADAYIYLA GİRSİN” CÜMLESİNDEN DAHA SONRA OLDU

Insanlar İttifakı minik ortaklarını “erken seçim” söylemiyle, birbirlerini “Iki Taraflı adaylık” formülüyle yöneticilik ediyorlardı. Her şey fazla hoş ilerliyordu. Ne olduysa Ramazan ayındaki iftar yemeğinden sonradan oldu.

İyi Parti Genel Başkanı Akşener ile, CHP lideri Kılıçdaroğlu iftar yemeğinde buluştu. Ardından, Akşener birdenbire, “HDP seçime kendi adayıyla girsin” dedi. İttifak için karşılıklı adaya muhabere etti.

O günden sonradan Kılıçdaroğlu ayrıca CHP içindeki homurtuları bastırmak… Hem de büyük ortağı İyi Parti’yi “adaylık” konusunda kendi kontrolünde yetişmek için saldırı üzerine hücum yaptı.

Kendi adaylığını öne çıkardı. Tekil dil kullanarak, popülist vaatlerde bulundu.

CHP içinde bir kanat Kılıçdaroğlu’nu namzet yerine getirmek istiyor. Bunun sebepleri diğer bir kavga konusu. Hem, İstanbul’un Belediye başkanı da ne hikmetse anketlerde hep “ortak namzet” olarak öne çıkıyor.

Hal böyle olunca, Kılıçdaroğlu A planı olarak tasarladığı ve “muhafazakarlardan da oy alabilecek siyaset dışı bir namzet” fikrini bugünlerde geri plana iterek, “ben” demeye başladı.

Kılıçdaroğlu’nun “ben” vurgulu, tercih vaatlerine birincil büyük hücum Akşener’in, İstanbul’un Belediye Başkanı’na “Bir nevi Fatih” benzetmesiyle vermiş oldu.

“Ola Ki sen, adaylık konusunda benim önceliklerimi hiçe sayarsan, ben de senin adaylığının önüne iri bir engeli getiririm” dedi, Akşener.

Peşinde, İyi Partili Kâinat Paçacı, “Ne oldu da tekil vaatlerde bulunuyorsun” diyerek çıkıştı Kılıçdaroğlu’na.

Kılıçdaroğlu çareyi Cumhuriyet gazetesine yorumlama yapmakta buldu.

Diyor ancak, “Ben ya da diğer bir partinin genel başkanı, ittifakı oluşturan bütün partiler adına konuşamaz. Bu saygısızlık olur. Ortaklaştığımız konularda, kesinlikle karşılıklı ses çıkarmalıyız. Bunda hiçbir şüphemiz değil. Kaldı ama bu konularda, parti içerisinde yürütülen çalışmaların yanısıra, ittifakta bulunan partiler ile de bağlantı halindeyiz.”

“Hepimiz ayrı ayrı partileriz. Eğer güçlendirilmiş parlamenter sistem gibi bir konuda ortaklaşırsak tekrar müşterek seslendiririz…” demeyi de ihmal etmiyor.

Çünkü, HDP’nin iki taraflı adaylık teklifini Akşener’e bir türlü kabul ettiremiyor. derhal Ahali İttifakı’nın tek bir karşılıklı yönü kaldı, “parlamenter sisteme geri dönme” vaadi. Her geçen gün o vaadin de “olamayacağı” ortaya çıktığı içindir fakat bugün Kılıçdaroğlu “ben” diyerek, “Her gence ÖTV’siz vasıta, en fiyatı yüksek cep telefonu” gibi vaatlerde bulunuyor.

CHP’nin öncülüğünde kurulan Irk İttifakı bununla birlikte “muhalefet” bileşenlerini bir şekilde ittifaka eklemleme stratejisi güdüyordu. HDP dışındakileri benzer çatı aşağıda toplamak, HDP’yi de zımni ortaklığa razı etmekti taktik.

Ne var fakat HDP, uzun zamandır “Bizi yok sayamazsınız” diyerek el yükseltiyor. En son Benzeyen Genel Başkan Mithat Sancar, “HDP ortak aday çıkarılması fikrine açıktır fakat isimleri acilen tartışmayalım.” diyerek Akşener’e rağmen, Halk İttifakı’na mesaj çaktı.

Tüm bunlar olurken, İstanbul’un Belediye Başkanı, öyle bir izah etme yaptı ki “İstemem ast cebime koyun” anlamı taşırcasına.

Diyor ancak, “Ben şimdi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’yım. Bu durumda bana düşen belediye başkanlığını en iyi şekilde gerçekleştirmek. Ben görevimi en iyi şekilde yaparsam memleketin kurtuluşuna en büyük hizmeti yapmış olurum. (..) hedefim, İstanbul’da tarihin en başarılı belediye başkanı olmaktır, daha ötesi yok. Ben bunu yaparsam zaten başkalaşım olacaktır değişime büyük bir katkı sunmuş olurum. Yani birilerinin dediği gibi İstanbul’u alan Türkiye’yi alır tezine de damga basmış olacağım. Benim yerine getirmek istediğim budur.”

Ben yorum yapmayayım siz okuduğunuzdan ne anladınız onu söyleyin..!

***

Millet İttifakı, HDP’nin de evet diyeceği bir müşterek adayla mı yoksa her parti kendi adayıyla mı Cumhurbaşkanlığı Seçimi’ne girecek daha çok tartışacağız.

Ancak, takvim ilerledikçe pastadan pay edinmek isteyenlerin o payın ne kadarına razı olacağı konusunda büyük bir rekabete tanık oluyoruz.

Takipteyiz!

KAYNAK: YENİ ŞAFAK

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here