Tercih barajı çalışmaları esnasında Erdoğan ve Bahçeli’nin verdiği iki taraflı direktifler

0
8
Tercih barajı çalışmaları esnasında Erdoğan ve Bahçeli'nin verdiği iki taraflı direktifler
Tercih barajı çalışmaları esnasında Erdoğan ve Bahçeli'nin verdiği iki taraflı direktifler

AK Parti ve MHP’nin ortak adımıyla seçim barajının yüzde 7’ye düşürülmesi kararlaştırıldı. Özgürlük Gazetesi Yazarı Abdülkadir Selvi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin verdiği talimatı yazdı. Selvi’nin bugünkü yazısı şöyle: 

Cumhurbaşkanı Erdoğan seçim barajının yüzde 7’ye indirileceğini açıkladı. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de tercih barajının yüzde 7 olarak tescillendiğini duyurdu.

Böylece tercih barajı yüzde 7 mi olsun 5’e mi indirilsin tartışması da son buldu.

Ama Cumhur İttifakı liderlerinin birbirini destekleyen kararları çoğu senaryonun yazılmasına niçin oldu. Onlara değineceğim. Ancak sürece ilişkin birkaç tespitimi paylaşmak istiyorum.

AK Parti ve MHP uzun bir süredir Siyasi Partiler ve Seçim Yasası üstünde ayrı ayrı alıştırma yapıyor. AK Parti’de Genel Başkan Yardımcısı Hayati Printer MHP’de ise Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız görevlendirilmiş durumda. Yazıcı ve Yıldız önce partilerinin hukukçularının görüşleri doğrultusunda bir eskiz metin oluşturdular. Erdoğan ve Bahçeli’nin talimatları doğrultusunda düzenlemeler yeniden şekillendi. Taslağın olgunlaştığı bir aşamada Yaşamsal Yazıcı ile Feti Yıldız telefonla görüşerek mutabık kaldıkları maddeleri belirleyip, üstünde çalışılacak hususları anekdot ettiler. Daraltılmış alan ve ittifak içinde baraj konusu üzerinde çalışılacak noktalardan. Printer ve Yıldız iki liderin talimatlarını aldıktan sonra bu kez müşterek kurul halinde çalışmalara başlayacaklar. Nihai metin liderlerin de onayından daha sonra kamuoyuna açıklanacak.

Seçim barajının yüzde 7’ye düşmesi ne anlama geliyor: Daraltılmış bölge uygulanmalı mı?Tercih barajının yüzde 7’ye düşmesi ne kavrayış geliyor: Daraltılmış alan uygulanmalı mı?

SENARYOLAR, SENARYOLAR

Oysa Erdoğan ve Bahçeli, seçim barajının yüzde 7 olması konusunda ittifak ettikleri halde bile bu dek süreklilik yazıldığına tarafından gerisini siz düşünün. Kimi MHP’yi Cumhur İttifakı’ndan ayırdı, kimi MHP’nin barajın altına düştüğü için seçim barajının yüzde 7’ye çekildiğini savundu, kimi Cumhur İttifakı’nı dağıtıp, Erdoğan’ın yerine cumhurbaşkanı adayları ilan etti.

ERDOĞAN VE  BAHÇELİ’NİN YAKLAŞIMI

Seçim Yasası ve Siyasi Partiler Yasası üstünde yapılan çalışmaları takip etmeye çalışıyorum. Üstünde çalışılan bir-iki madde var fakat aşılmayacak bir sorun gibi görünmüyor. Erdoğan ve Bahçeli yarın açıklanacak deseler, açıklanacak noktaya gelmiş durumda. Bunu nereden çıkarıyorum? Keza başından beri bu süreci peşine düşüp takip eden bir gazeteciyim hem de Erdoğan ve Bahçeli’nin yaklaşımları bana bu kanaati veriyor. Yıllarca koalisyon görüşmelerini, ittifaklar içinde krizleri izlemiş bir gazeteciyim. Liderlerin yaklaşımlarının kayda değer olduğunu biliyorum. Liderler kriz isterse kriz çıkar, çözüm isterse çözüme ulaşılır. Erdoğan ve Bahçeli çözüm odaklı hareket ediyorlar. bir de kurmaylarına verdikleri çok önemli bir direktifler var.

Onu bildiğim için seçim barajı üzerinden Cumhur İttifakı içinde bir kriz aranmasının siyasi gerçeklerle örtüşen bir tarafını görmüyorum. İttifak içinde sorunlar yaşanabilir, irili ufaklı krizler çıkabilir. Hatta bir ara köprüler atılmıştı. Lakin o kadar bir kriz yok. Sorunlu bir süreç yaşanıyor olsa onu yazarım. Fakat yaşanmıyorsa ille de kriz var diye tutturulmasının anlamı yok.

İŞTE O TALİMAT

Peki ben Seçim Yasası ve Siyasi Partiler Yasası konusunda yürütülen çalışmalarda iki parti aralarında bir sorun olmadığını nereden söylüyorum? Hatta Cumhur İttifakı’nı dağıtan yorumlara karşın bu değin güvenle nasıl konuşabiliyorum? Çünkü iki liderin kurmaylarına verdiği çok manâlı bir açıklamalar var.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, hangi oran ya da hangi sistemden ziyade “Kayda Değer olan ittifak” diyor. Benzer talimatı Bahçeli’nin de verdiğini öğrendim. Bahçeli de, “Manâlı olan Cumhur İttifakı” demiş.

Erdoğan ve Bahçeli dinç iki lider. Onların bu kararlılığı krize geçit vermez.

DİKKAT MÜLTECİ POLİTİKASI DEĞİŞİYOR

Çankaya Köşkü’nden yaptığımız CNN Türk- Kanal-D ortak yayınında Cumhurbaşkanı Erdoğan, Afgan mültecilerle ilgili sorumuza, “Herkes şunu bilsin oysa Türkiye yol geçen hanı değildir” yanıtını verdiği an, mülteciler konusunda bir politika değişikliği olduğunu sezmiştim.

Arkasından Erdoğan’ın, “Türkiye, Avrupa’nın sığınmacı ambarı değildir” açıklaması gelince mülteciler konusunda yeni bir teşebbüs, yeni bir anlayış ve yeni bir göç politikasının hazırlanmakta olduğunu ayrım ettim.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarına ve AK Parti MYK toplantısında yaptığı konuşmaya bakınca, yabancı sığınmacılar konusunda iktidarın politika değişikliğine gittiği kanaatine ulaştım.

Perşembe günü yapılan AK Parti MYK’da ekonomi ve göç konusunda bir sunum yapılıyor. Fakat ondan önce Cumhurbaşkanı Erdoğan kısa bir başlangıç konuşması yapıyor. Erdoğan, muhalefetin, ‘Afganistan’dan 1.5 milyon göçmen geldiği’ iddiasının içten olmadığını söylüyor. “Türkiye’de hemen 300 bin civarında Afganistanlı olduğunu biliyoruz” diyor.

TAMAMINI GÖNDERECEĞİZ

Erdoğan daha önce de bu bilgileri kamuoyuyla paylaşmıştı. Bir giz değil. Fakat belli başlı göç konulu sunumdan daha sonra MYK’da yapılan tartışmalar çok kayda değer. MYK’da sığınmacı sorunu üzerinden Afganistan’daki yeni yönetim konusu gündeme geliyor. Sadece Afgan mültecilerin geri gönderilebilmesi için dahi, Afganistan’da kurulacak olan hükümetle temas kurulması gerektiğinin altı çiziliyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yeni idare kabul ettiği takdirde Afganların tamamının gönderilmesi”nden laf ediyor.

Bu yeni ve manâlı bir teşebbüs.

SURİYELİ MÜLTECİLERİ DE ETKİLEYECEK

Ben bunun yalnızca Afganlarla ilgili olduğunu düşünmüyorum. Suriyeli mülteciler konusunda da yeni bir yaklaşım laf konusu. Ankara’da belirtilmiş olmayan Suriyelerin gönderilmesi kararı yeni politikanın birincil adımını oluşturuyor.

CHP’Lİ AYLİN NAZLIAKA’NIN YALANI

CHP Genel Başkan Yardımcıları Selin Sayek Böke ve Gamze Akkuş İlgezdi’nin tweet’leri üzerine dikkatimi çekti. Derhal Aylin Nazlıaka’nın çektiği videoyu izledim.

Aylin Nazlıaka, CHP Bayan Kolları heyeti olarak gittikleri Çanakkale’de otele giriş yaptıkları sırada birinin, “Reisi size yedirmeyiz” diyerek aracı üzerlerine sürdüğünü, CHP’li kadınları ezmeye çalıştığını iddia ediyordu. Ben de o gün yayınlanacak yazımda Tanju Özcan’ın, bir kadınla ilgili iğrenç konuşması hakkında sessiz kaldığı için Aylin Nazlıaka’yı eleştirmiştim. Çünkü Kadın Kolları Başkanı olarak öncelikle onun tepki göstermesini bekliyordum. Eleştirinin zamanlaması yanlış mı oldu acaba diye içimden geçirmedim yok. Yeni bir yazı yazmayı planlıyordum ancak, öbür bir koşul ortaya çıktı.

Vedat Aygören: 40 yıllık CHP'liyim, böyle iftira görmedimVedat Aygören: 40 yıllık CHP’liyim, böyle kötüleme görmedim

CHP’Lİ ÇIKTI

“Reisi size yedirmeyiz” diye CHP’li kadınları ezmeye çalıştığı iddia edilen sürücü Vedat, “40 takvim CHP’liyim” dedi.

YALAN 1

“CHP’li kadınları aracıyla ezmeye çalışacak değin fanatik ve kavgacı AKP’li, reisçi” olarak ibraz edilen şoför CHP’li çıktı.

YALAN 2

CHP Çanakkale Kadın Kolları Başkanı Sibel Erol, “Kadınların üstüne direksiyon kırılmadı. Lakin parti otobüsümüzün üstüne direksiyon kırıldı” dedi.

Olayın siyasi yok, iki şoförün sürtüşmesi olduğu ortaya çıktı.

Eğer sahiden CHP’li kadınlara karşın böyle bir saldırı girişimi olsa başlangıçta ben aleyhinde çıkardım. Fakat Aylin Nazlıaka’nın, “Demirden korksak trene binmezdik” diye meydan okumasına, “Bu saldırılar bize vız kazanç” diye coşmasına rağmen iddiaları dürüst çıkmadı.

Aylin Hanım buna niye gereksinim duydunuz? Bu yalanlarla ortalığı karıştırmanın anlamı ne? Yalan siyaseti CHP’ye ne kazandırır?

KAYNAK: HÜRRİYET

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here